GÜNÜMÜZ MÜSLÜMANIN HASTALIĞI

0
62
views

ALLAH rızası diyor, birçok işi rızaya uymuyor. ALLAH yalanı sevmez diyor, yalan söylemeyi uyanıklık sanıyor. ALLAH haramı sevmez diyor, haramsız kazanamıyor. ALLAH riyayı sevmez diyor, camide cemaatte vakıfta dernekte kendini göstermek için çırpınıyor. ALLAH kul hakkını yiyeni sevmez diyor, kul hakkı yemekten korkmuyor. ALLAH gösterişi sevmez diyor, gösterişsiz nerdeyse hiç bir şey yapamıyor, hatta yapmayanları salak sayıyor. Hep söylüyor, ancak icraat yok. Yani Peygamber sav in buyurduğu gibi konuştukları boğazından aşağı inip kalbine yerleşmiyor. Bu ve benzer davranışlarla uyanıklık yaptığını sanıyor. Aslında karşısındaki kişilerin aldanması, aldatanın uyanıklığından değil, aldananın inancında bunların olmadığındandır. Aldanan kişi, aldatanın Din’i kullanacağını hiç düşünmediğindendir. Böylece hem kendine hem de dinimize çok büyük zararlar veriliyor. Bu şahsiyet yoksunu insanlar, dinimize verdiği zarardan ya farkında olamayacak kadar salak, ya da bunu bilerek yapacak kadar basit, karaktersiz kişilerdir. Maalesef bunları yapmak uyanıklık sayılır hale gelmiş. Bazı kişilerin eline az bir fırsat geçince, insanlığını unutup elde ettiği fırsatlara kul köle oluyor. Aslında bir insanın eline fırsat geçmeden nasıl bir kişiliğe sahip olduğu anlaşılamaz. Fakirdir! İyidir, zengin olsun bakalım nasıl olacak. İşçidir! İyidir, patron olsun bakalım nasıl olacak. Memurdur! İyidir, müdür olsun bakalım nasıl olacak. Bir insanın eline imkan geçer de onları kötüye kullanmazsa iyidir. İmkanları ahlaksızca hayasızca kullanıp buna uyanıklık diyenler asla iyi olamaz. Hele de Cami, vakıf gibi dini kurumlarda oluşan imkanlar. Bu kuruluşlarda dine hizmet adı altında çalışırken, dini kendisine hizmet ettiren gafillere ise yazıklar olsun. Bu şekilde hem günah kazanılır hem hizmete engel olunur. İşte bunlardan dolayın müslümanlara olan güven azalıyor. İslami alanlarda sağlam adam az yetişiyor. Bilgisi olan bile bencil oluyor samimiyetten uzak oluyor. Bir yaşanmış olayı anlatarak yazımı bitirmek istiyorum. Endonezya bugün dünyanın en büyük islam ülkesidir. 250 milyon nüfusu var. Bu ülkenin İslam’ı kabul etmesine vesile olan bir müslüman ticaret adamıdır. Peygamber efendimiz dünyanın birçok yerine ticaret yapın dini yayın diye insanlar göndermiş ve dürüst ticaret yaparak hem sevap kazanmışlar hem para kazanmışlar. Ayrıca halkla iç içe olarak dini yaymışlar. Endonezya’ya  giden bir Müslüman orada manifatura işi yapıyormuş. Kendisi dışarıdayken elemanı bir satış yapar. Bu zat gelince kasaya bakar ki, satış yaptığı malın iki katı para var. Elemanına bu kadar mal, bu parayı etmez deyince, elemanı ben bu rakamı istedim o da verdi der. Örneğin 100 liralık malı 200 liraya satmış. Eleman müslüman değil. Müslüman çok üzülmüş. Patronunun üzüldüğünü gören eleman efendim ben adamı tanıyorum isterseniz bulur getiririm der, ve adamı bulup getirir. Adam gelince kusura bakmayın bir yanlışlık olmuş diyerek 100 lira fazla alınan parayı geri iade eder. Müşteri çok şaşırır ve bu güzel muameleyi her yerde anlatır. Böylece kısa zamanda halkın sevgisini kazanır. Kulaktan kulağa bu haber kral a kadar gider. Kral bu zat’ı huzuruna çağır ve sorar. Meşru bir şekilde aldığın parayı niye verdin? Müslüman, satılan malın değerinden fazla para alınmış der. Kral, alıcı bu ücreti kabul etmiş, deyince. Tüccar, efendim benim inancıma göre bu işlem uygun değil. Diğer müşterilerim 100 liraya alırken bunun 200 liraya alması beni rahatsız etti der. Bu zat ın adaleti merhameti kralın merakını artırmış ve inancın ne olduğunu sorar. Tücar da Elhamdülillah müslümanım der. Kral İslam dinini tüccarın anlatmasını ister. Tüccar, İslamiyeti  anlatınca kral müslüman olur. Halk ise zaten tüccarı sevmiş idi. Bu güzelliklerin zatın inancından olduğunu öğrenince hepsi müslüman olur. İşte bir müminin samimiyeti, adaleti, ihlası ve kanaati koskoca bir topluluğu imana sevk ediyor. Günümüzde bu kadar okullar camiler kurslarla değil kafiri mümin etmek. Maalesef müslümanları bile düzelmekte zorlanıyoruz. ALLAH düzelenlerden eylesin inşaallah. Peygamber efendimiz sav buyuruyor ki “Din güzel ahlaktır.” Dini alanlarda kendimizi değil dinimizi düşünerek hizmet edilmeli ki hem sevap kazanılsın hem hizmet yapılsın. Kalın sağlıcakla.

Yazar : Hasan Hüseyin Talas

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here